-->

21 Temmuz 2018 Cumartesi

İslam beslenmeye düzen getirir

Klasik anlamda Helal gıdanın ne olduğunu aç çok hepimiz biliyoruz. Peki genetiği değiştirilmiş gıda tüketimi için ne dersiniz? Modern zamanların vicdan sorgusu için hadi buyrun!
Gıdalar yapılan genetik değişikliklerle plastik oyuncaklara benzedi.
İslam dini açısından "Helal gıda" değimiz, hem çok eski hem de çok yani bir kavram. Eski bir kavram; çünkü Allah (C.C.) yüce Kur'an'da  Müslümanlara domuz etini, kanı, ölü etini, kendi adı anılmadan kesilenlerden yemeği yasaklıyor. Müslümanlar bu anlamda "Haram'ın ne olduğunu" biliyor gibi...
Ancak aynı zamanda  "Helal gıda" değimiz şey hem de çok yeni...
Zira gelişen gastronomi ve genetik bilmi ile artık gıdalar bir hal'den bir başka hal'e sokularak genetiği değiştiriliyor, ilk hallerinden uzaklaştırılıyor. Bu noktada "modern zamanların bu deliliğinde" neyin haram, neyin helal gıda olacağı konusu da oldukça karmaşık hale geliyor...

GENETİK KUR'ANDA GEÇİYOR MU?

Aslında teşhis bakımından karmaşık da değil?
Zira Allah, bizlerin dışını da içini de bildiğini söylerken, hem dışımızdan hem de içimizden geçirirken "vicdan" ve "hak" ile olan bağımızı korumamızı istiyor. Yani dürüstlüğü ve doğallığı bozmamızı... 

Sadece bu değil. Allah genetik değişim için aslında net bir emir de vermiş... 

Allah Kur'an'ı Kerim'de Nisa Suresi 119. ayette şöyle buyuruyor: 
“Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.
Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür."

Görüldüğü gibi Allah (C.C.) Kur'an'da da genetik üzerine bazı işaretlere kesin olarak yer vermiş durumda. Burada, "Allah'ın yarattığını değiştirmek" kelimesi ise anahtar durumunda. Allah, genetik üzerinden yaratılanı değiştirmeye yönelik girişimlerin kuruntu ile başladığını ve bunun bir sapkınlık olduğunu, şeytanı dost edinmek olduğunu ve bu kişilerin ancak hüsrana düşmüş kişiler olduğunu söylüyor.   

Allah, daha önceki bölümlerde domuz eti , kan, ölü eti, kendi adı anılmadan kesilenleri yemeği net biçimde yasaklarken, genetik değişim çabalarına ilişkin durumu ayrıca ele alarak bunun daha da vahim boyutlu bir eylem olduğunu bizlere anlatıyor. 

EN GÜZEL ÖLÇÜT VİCDAN

Doğrusu nimetlerden istifade etmenin bir ilahi yasası bir Nebevi modeli ve bir insanı ahlakı vardır. Aslında bunlar, ne toplumsal kurallar ve kanunlar ne de emniyet gücü ve müeyyideler ile tam olarak hayata geçirilebilir. Burada, Allah'a karşı kalplerde beslenen takva duygusuna sahip olmanın önemi kendini gösterir. Vicdani ve ahlaki boyutu oluşturmadan, gıdalar konusundaki haramlarda, hilelerden ve türlü cambazlıklardan emin olmak mümkün değildir.
Helal gıda denildiğinde dünyada en yüksek kaliteyi temsil eden bir marka akla gelmelidir. Günümüzde helal gıda dediğimiz zaman inanan insanın üretim felsefesi ve ticaret ahlakını yansıtan, gıdada en yüksek kaliteyi temsil eden bir marka değerinden söz ediyor olmalıyız. Helal gıda mefhumu dini meşruiyeti sağlama yanında temizlik, sağlık, güvenilirlik, alımlılık ve caziplik gibi ölçüler bakımından gıda standartlarının en üst seviyesini ifade eder bir kavram haline gelmelidir.

Dini yönüyle helal ve haram hassasiyetinin göz ardı edilmesi bir yana, fıtratı, sağlığı ve nezaheti dikkate almaksızın, tabiatın dengesini bozacak müdahalelere girilmektedir. Nimetlerin yapısı ve safiyeti ile oynanmakta, tohumlar değiştirilip asli hüviyetlerinden uzaklaştırılmaktadır. Bu tahrifatın meydana getireceği akıbet ve etkiler ise şimdilik tahminlerin ötesinde kalmaktadır. Üstelik tükenişimizi hızlandıran bu hoyratça üretim ve tüketim, sektörel örgütlerle, reklam ve propagandanın bütün çeşitleriyle teşvik edilmektedir. İnsanı, varlığı ve kainatı değerlerden arındırma siyasetleri, bunalımlarımızı daha da derinleştirmiştir.
Öyle anlaşılıyor ki, hiç bir şey gıda güvenliği bakımından, bugünden daha iyiye ve doğala gitmeyecek. Bozulum ve genetik değişimi, gıdalardan insanlara, ruhlara doğru akmayı sürdürecek.
Bizim gibi az sayıda kişi ise bununla savaşarak hayatını noktalayacak.
Yani genetiğimizi değiştirmeden, yaşam şeklimizi değiştirerek bu doğal savaşı verecek.

Elbette son kertede, vicdana, etiğe, sağlığa, akla ya da her neye inanırsanız inanın genetik çalışmalarının doğal olanı bozma ve bozulmaya neden olduğunu söylemek mümkün. 
Allah da bu nedenle bu girişmelere "evhamla girişilmiş sapkınlık ve şeytanın bir oyunu" tanımlamasını yapıyor. 

Diğer sorunsal ise bunu tüketen bizlerin sorumluluğunun ne düzeyde olduğu...

Bunu da elbette yine vicdanımıza soracağız. O bizi hiç bir konuda yanıltmaz. 



Önceki tarif Next Post
Sonraki tarif Previous Post